BİR GARİP GALA

Denizli Halk Eğitimi Merkezi salonunda, “Deli Güllü” adlı oyunum sergileniyor. Halk Eğitim Tiyatro Ekibi, bir değişik yorumlamayla oyunu başarılı bir şekilde oynuyorlar. Ben oyunun yazarı olarak davetliyim ve bu sebeple kendime ayrılan ön sıradaki koltuklardan birindeyim. Sağ yanımdaki koltukta, Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Şair ve Yazar arkadaşım Şerif Kutludağ vardı. Sol yanımda da bir vali yardımcısı oturuyordu.

Oyun başlamadan önce müdür yardımcısı arkadaşımla konuşmuş;

-Davetinize teşekkür ederim. Bu gece programda benimle ilgili bir bölüm var mı? diye sormuştum.

“Kısa bir konuşma yapmanızı isteyeceğiz.” cevabını alırsam, zihnimde bir hazırlık yapacaktım. Müdür yardımcısı;

-Hayır ağabey, demişti. Sizinle ilgili bir bölüm yok.

-Peki bir konuşma yapmayacak mıyım? Bir gala yaşayacağız. Galalarda usuldür, yazarın birkaç cümle söylemesine müsaade edilir.

-Hayır! Âmirimiz filan şahıs, “Kimse konuşturulmayacak!” dedi.

“İlle de konuşacağım!” diyemezdim. “Peki öyleyse…” deyip ayrılmıştım.

Oyun sahnelendi, bitti. Oyuncular seyircileri selamlayıp alkış aldılar. Şerif Kutludağ kardeşim, o sakin insan, öfke küpüne dönmüştü.

-Ne yani ağabey, şimdi sen, oyunun yazarı olarak sahneye çıkıp da üç beş cümle söylemeyecek misin?

-Ben istemez miyim? dedim. Konuşma yapılmayacak emri verilmiş…

Sunucu tarafından, oyunun yazarı olarak sahneye davet edilince yine de ümitlendim. Fakat soyadım yanlış okunmuştu. Sahneye çıktığımda sunucuyu, kulağına eğilerek ikaz ettim; özür dilemediği gibi, düzeltme yapmağa da gerek duymadı. Bir demet çiçek verdiler, sağ olsunlar…

O gece, yazarının konuşturulmadığı, soy adının bile yanlış telaffuz edildiği bir garip gala yaşadım.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile