BİR SEVİNÇ – BİR HÜZÜN

“Gezgin Uçurtma” çevre konusunda çocuklarımızı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için yazdığım kitaplardan biridir. Türk Milletinin tarihinde -dün ve bugün- sağlıklı bir çevre oluşturulması ile ilgili yapılanları anlatmaya, gelecekte yapılması muhtemel olanları da hayal ederek yazmaya çalıştım.

Bu eserim tür açısından ilginç bir özellik taşımaktadır. “Çocuklar için yazılmış bir roman.” denebileceği gibi, “Bu eser bir masal-roman.” diye de vasıflandırılabilir. Her bölümün müstakil bir hikâye tarzında yazılmış olması, okuyucu da bir hikâye kitabı görüşünü de uyandırabilir.

Neyse… Burada, bu eserimde bir bölümü teşkil eden hikâyenin ardındaki hikâyeden sizleri haberdar etmek istiyorum.

Irmak kenarındaki köylerimizden birinin muhtarı bana şöyle demişti:

-İlçemizin kaymakamı köyümüze gelmişti. Birlikte köy içinde dolaşırken utandım. Çünkü lavabo suları yollara taşıyor, pis su birikintileri çirkin görüntüler veriyordu. Kanalizasyon olmadığı için septik çukurlarının kokusu hissediliyordu. O an köyümüze kanalizasyon sistemini kurmaya karar verdim. Hem sağlıklı yaşayacak hem de pis koku ve görüntülerden köyümüzü kurtararak misafirlerimizden utanmayacaktık.

Muhtar, köylüleriyle ve ilgili devlet dairesi müdürleri ile gerekli görüşmeleri yapar. Plan, proje yapılır; ödenek ve köylüden katkı sağlanır. Kanalizasyon ve arıtma tesisinin kurulması için çalışmalar başlatılır. Bu arada araya seçim girer. Köylü bir başkasını muhtar seçer. Ancak çalışmalar durmaz. Köy kanalizasyon sistemine kavuşur. Atık sular ırmak kenarına kadar getirilir, orada kurulan arıtma sisteminden geçerek temiz su şeklinde ırmağa bırakılır.

Bir küçük köyümüzde çevreci bir anlayışla hareket edilir de sevinmez miyim? Hemen bilgisayarın başına oturup da yazmaz mıyım? Bu bir eğitimci ve yazar olan şahsım için kaçırılmaz fırsattı. Yazdım… “Gezgin Uçurtma” adlı eserimin bir hikâyesi, o köyümüzdeki kanalizasyon ve arıtma sisteminin kurulmasını anlatır.

Aradan birkaç yıl geçti. Köydeki o güzel hamleyi başlatan muhtarla karşılaşmıştım. Arıtma sistemini sordum.
 
Boynunu büktü.

-Ne yazık ki yaşatamadık! Atık su arıtma tesisi, çalışırken belli bir elektrik harcıyordu, dedi. Köylüye elektrik parası mı çok geldi yoksa toplamayı mı ihmal ettiler bilmiyorum. Arıtma sistemini çalıştırmadılar. Yetkililer de tesisi söküp götürdüler…

Yapmak kadar yaşatmak da önemliydi. Köy yeniden eski yaşayışına dönmüştü demek ki… Sevincimin hüzne dönüştüğünü tahmin edersiniz.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile