YAZMANIN ÖNEMİ…

Yazmak ne kadar da önemliymiş… Bu neticeye ömrüm boyunca yaşadığım olaylar neticesiyle defalarca vardım ve defalarca söyleyip yazdım. Bu cümleyi bana bir defa daha söyleten bir hatıramdan bahsetmek istiyorum.

Sonradan Eskişehir’e bağlanan, Afyonkarahisar’ın merkez köylerinden Gökçeyayla’da bir ders yılı görev yaptım. Karaçay Türklerinin, Kafkasya’dan 1905 yılında göç ederek kurdukları bir köy idi. Yaşlılarla, gençlerle yaptığım sohbetlerde, göç etmeleri dahil birçok konuyu tespit ettim. Ne fotoğraf makinem vardı ne de teybim. Teferruatlı bir köy incelemesi yaptım, o kadar... Sonraki yıllarda o bilgileri bazı gazete ve dergilerde yayımladım. Masalları çocuk kitaplarımda işledim. Göç hatıralarından, gelenek ve göreneklerinden faydalanarak “Önce Hürriyet” adlı romanı yazdım.

Gökçeyayla’da yaşayan Karaçay Türkleri, Anadolu’ya geldikten sonra da kültür ürünleri vermişlerdi. Mariyatnı Cırı (Mariyat’ın Türküsü) de onlardan biri idi. Melodisini kaydetmesem de bu türkünün sözlerini yazdım, kaynağını da… Karaçay Türklerinin çıkardığı Birleşik Kafkasya adlı dergiye gönderdim, yayınlandı. Yine Karaçay Türklerinin sitelerinde ve son olarak da Kamatur.org adlı sitede yer buldu.

Genel Ağ (İnternet) ortamı yaygınlaşınca, Türkiye’nin dört bir yanındaki Karaçay Türkleri de kendi ürünlerini bilgisayar ortamında okumaya, bilgilenmeye başladılar.

İstanbul’dan bir e-posta aldım. Gökçeyaylalı bir Karaçay Türk’ünden geliyor ve mealen şöyle diyordu.

-Hocam, siz yazıya geçirmeseydiniz, biz Mariyatnı Cırı’nı çoktan unutmuştuk. Size çok teşekkür ediyoruz. Büyüklerimizle birlikte ailecek okuduk. İstanbul’un o koşuşturmalı yaşayışı içinde bir kültür ürünümüzle karşılaşmış olmaktan mutlu olmuştuk; önce sevindik. Sonra türkünün sözlerindeki acılara gurbet acısı da eklendi, birlikte ağladık…

Şahsıma gelen tüm e-postaları olduğu gibi bunu da kaydederken tekrar o gerçeği mırıldandım: “Yazmak ne kadar da önemliymiş…”

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile