HAYALİ BİLE GÜZEL

İnsan yaşadığı köyü, kasabayı, şehri yani yakın çevresini tanırsa orayı sever, korur, gelişip güzelleşmesine katkıda bulunur. Bunun için de insanın, yaşadığı yeri ve yakın çevresini gezip görmesi, o yer hakkında yazılan eserleri okuması gerekir.

Bu düşünceyle, yaşadığım şehir olan Denizli’yi anlatan kitapların listesini çıkarmaya karar verdim. Önce işe kendi kitaplığımdan başladım. Kütüphanemdeki Denizli ile ilgili kitaplara bir göz attım. Sayısı hiç de az değildi. Sempozyum bildiri kitapları, tarihî ve kültürel araştırmalar, roman, hikâye ve şiir türünden yazılmış edebî eserler, biyografiler… Ne yazık ki pek çoğu yıllar önce yayınlanmış ve mevcutları da tükenmişti; bazılarının yeni baskılarının yapılması gerekiyordu. Bazıları ise yeni yayınlanmış olmasına rağmen tanıtımları yapılmadığı, sahiplenilmediği için sınırlı sayıda Denizlili ile ancak buluşuyordu.

Kitapları bir liste hâlinde yazdım. Listeyi, Denizli’nin mahallî gazetesi Hizmet’te köşe yazısı içinde değerlendirdim ve beklemeye başladım. Mutlaka bir yerlerden bir ses gelecekti.

İlk ses Pamukkale Üniversitesinden geldi. Doç. Dr. Süleyman İnan, listenin kendinde birkaç eksiğini de tamamlayıp yine Denizli’de yayınlanan Geçmişten Günümüze Denizli dergisinde yer almasını istedi. Sevinerek kabul ettim. Üç bin adet basarak ücretsiz dağıtılan bu dergi sayesinde, Denizli’yi anlatan kitapların adları daha çok kişiye ulaşacaktı. Yazı, dergide yer aldı.

Denizli’yi anlatan kitapların daha çok hemşehrim tarafından bilinmesi, okunması; dolayısıyla Denizli’nin daha çok kişi tarafından tanınmasını sağlayacak başka adımların da atılması gerekiyordu. Bu kitaplardan bazıları, İl Genel Meclisi tarafından temin edilerek Denizli’deki ilk ve orta dereceli okullara dağıtılabilirdi. Böylece öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz Denizli konusunda bilgilenmiş olurlardı.

Listenin çıktısını alarak İl Genel Meclisine gittim. İlgili birimde, bir eğitimci tanıdığımı görünce sevindim. Listeyi verdim, meramımı anlattım. Kitapları, nerelerden nasıl temin edeceklerini de söyledim.

Birkaç hafta sonra öğrendim ki o eğitimci tanıdık, o görevden ayrılarak Millî Eğitim Müdürlüğü’ne geçmiş. Üzüldüm, Denizli’yi anlatan kitapların çocuklarımıza ulaşması biraz gecikecekti. Ancak o görev boş bırakılacak değildi, biri daha tayin etmiş olmalıydı.

Üşenmedim, bir daha İl Genel Meclisine gittim. Evet, bir kişiyi kültür işleri için görevlendirmişlerdi; onu tanımıyordum. Beni, kendi işi için gelen biri sanmıştı. Projemi ona da anlattım. Bir başka göreve bakıyormuş; vekaleten ikinci bir görev olarak kültür işleri o kişiye verilmiş. Kitapların listesini ona da verdim. Teşekkür ederek ayrıldım ve beklemeye başladım.

Günler değil aylar geçmiş ses çıkmamıştı. “Hepsini değil ama şu bir tanesini şimdilik alıp okullarımıza dağıtalım.” derler diye düşünüyordum. Tıs yok…

Pes etmedim. Denizli’yi anlatan kitapların listesini, İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğüne de ulaştırdım. Bu listedeki kitapları kütüphanelerinizde bulundurursanız, çocuklarımız Denizli ile ilgili bilgilere daha kolay ulaşırlar.” teklifini yaptım. Memnun oldular. Denizli ile ilgili kitapları bir dolapta, kilit altında tutuyorlarmış. Onlarda olup da bende adları bulunmayanları listeme dâhil ettim.

Kitap listesini alarak Millî Eğitimde kültür işlerine bakan şube müdürüne gittim. Bir de ona anlattım. Şube müdürü, memnun oldu, teşekkür etti. Bir bekleme süresine daha girmiştim. Sonunda, şehrimizin büyük bir kitapçısından telefon geldi.

-Hasan amca! Denizli ile ilgili kitaplar listesi hazırlamışsın. Millî Eğitim kitap alarak okullara dağıtılacakmış…

Sevindim… Sonunda mutlu sona kısmen de olsa ulaşmıştım. Birkaç yıldır süren uğraşım netice verecekti. Gittim, kitapçı arkadaş konuştum. Denizli ile ilgili 100’ün üzerinde kitap vardı. Yetkililer bunlardan 20 tanesini seçmişlerdi. Şimdilik 60’ar tane alacaklardı. O kitapları nereden ve nasıl temin edileceği hakkında kitapçıyı bilgilendirdim. Kitapçı, yazarları ve kitap evlerini arayıp kitapları satın alacak, daha sonra da Millî Eğitim Müdürlüğüne teslim edecekti. Bu sayı yeterli değildi, Denizli’de yüzlerce okul vardı. Fakat hiç olmazsa 60 okulumuzdaki çocuklar, Denizli’yi anlatan kitaplardaki bilgilere ulaşarak yakın çevrelerini tanıyacaklardı. Belki ilerde, Denizli’yi anlatan bütün kitaplar, Denizli’deki her okulumuza ulaştırılır ve her okulumuzda bir Denizli kitaplığı oluşturulurdu… Kim bilir… Hayali bile güzel…
 

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile