SERÇE KIZ

Serçe kız… Bir serçe kadar zayıf olduğu için ona kendimce bu benzetmeyi yapmıştım. Üniversite öğrencisiydi. Anne ve babası tekerlekli sandalyeye mahkûm idiler. Karınlarını doyuracak bir gelirleri yoktu, başkalarının yardımlarına muhtaçtılar. Barındıkları ev de belediyenin idi.

Serçe kız, kendini bildi bileli bu şartlarda yaşıyordu. Yürümeye ve konuşmaya başladığı bebeklik yıllarından itibaren tekerlekli sandalyeye bağlı anne ve baba ve fakirliğin en koyusunu bulmuştu.

O, bütün bu olumsuz şartlarda hayata küsmemişti, küsmüyordu. Dimdik ayaktaydı. Okumak, bir meslek sahibi olmak istiyordu. Bir taraftan ana ve babasının bakımlarını yapıyor, bir taraftan da üniversiteye devam ediyordu. Aynı zamanda başarılı bir öğrenciydi.

Hayat mücadelesine ve okuma aşkına hayran olmuştum. Varlık içinde bulunan niceleri, en ufak bir hayal kırıklığı karşısında morallerini bozuyor, hayata küsüyorlardı. Niceleri de özel ders almalarına, dershanelere devam etmelerine ve varlık içinde yüzmelerine rağmen üniversite kapısını açamamalarını bin bir türlü sebeple izaha çalışıyorlardı.

Serçe kızı, bir gün evime çağırdım.

-Sen örnek bir insansın, dedim. Zor şartlarda hayata tutunmuş birisin. Üniversiteyi de kazanmışsın. Hayat hikâyeni, okuma mücadeleni bir çocuk romanı şeklinde yazmak istiyorum.

Kabul etti…

“Arzu Kız” adlı romanım, serçe kızın gerçek hayat hikâyesidir.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile