BİR KONFERANS

Yıllar önceydi. Yaşadığım şehir olan Denizli’de, yerel gazetelerin birinde, gözüme, bir konferans haberi ilişti. Konusu, “İslâm’da Çocuk” olan bu konferans, ilâhiyat mezunu biri tarafından verilecekti. Etkinliği, bir dernek üstlenmişti. Konuşma, şehrin merkezindeki Çatalçeşme Oda Tiyatrosunda yapılacaktı.

Konu güzeldi, konuşmacı da tanıdık biriydi. Çocuk edebiyatı ile ilgilenen bir eğitimci olarak, İslâm’da çocuk konusunu, ehlinden, uzmanından dinleyecek ve faydalanacaktım. İçimden, “İyi düşünmüşler.” diyerek dernek yöneticilerine teşekkür ettim.

Âdetimdir, konferanslara, toplantılara, randevularıma hep beş-on dakika önce giderim. Bu defa da öyle yaparak, haberde belirtilenden on dakika önce salona gittim. Dernek yöneticileri, bahçedeki bir masada, konuşmacı ile sohbet ediyorlardı. Onları selamlayıp salona yöneldim. Daha rahat dinleyebilmek için ön sıralarda bir yere oturmak istiyordum.

Salona girdiğimde kimseler yoktu, salon bomboştu. Şaşırmadım değil ancak bizim insanımızın anlayışını bildiğim için şaşkınlığım kısa sürdü. “Gelirler, tam konferans başlama vaktinde, dakikası dakikasına gelirler.” diye söylendim.

Ön koltuklar, dernek yöneticilerine, davet edilen protokole ayrılırdı. “Burası, protokole ayrıldı, lütfen arka sıralara geçiniz!” ihtarı ile karşılaşmak istemezdim. Bu sebeple ikinci sıradaki koltuklardan orta yerdekine oturdum ve beklemeye başladım.

Dakikalar geçmeye başlamıştı ancak gelen yoktu. Arada bir, dernek yöneticileri salona göz atıp çekiliyorlardı.
 
Konferansın başlama dakikası da gelip geçti. Ben yine de sabırla, tek başıma bekliyordum.

Bir on dakika kadar sonra dernek yöneticilerinden biri geldi. Mahcup bir şekilde;

-Beyefendi, dinleyici gelmediği için konferansı iptal etmek durumunda kaldık, diyerek özür diledi.

Salonu üzgün bir şekilde terk ettim. 

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile