ANKARA’DAN ALDIĞIM KİTAP

Yıllar önceydi. Ankara’da Kızılay çevresindeki kitap evlerinden birinde bir kitap gözüme ilişti: Altın Arığ… Hakas Türklerinin destanlarından Altın Arığ anlatılıyordu. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Fatma Özkan, Türkiye Türkçesine aktarmıştı.

Heyecanlanmıştım… Kitap, ömrüm boyunca hayaliyle yaşadığım Türk dünyasından bir esinti getirmişti bana. Bir solukta okudum ve sonrasında da düşüncelere daldım.

Kitap, akademisyenlere ve destanlarla ilgilenen yetişkinlere hitap ediyordu. Ben, bu sahaya ilgi duyan bir insan olarak, Hakas Türklerinin bir destanından, ancak emekliliğimi yaşadığım yıllarda haberdar olabilmiştim. Sonra bu kitap, sınırlı sayıda basılmış olmalıydı. Peki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da haberdar olmalı değil miydi? Hepsi olmasa da bir kısmı daha bilgilendirilemez miydi? Mesela çocuklar… Onlarca yıldır Kırmızı Şapkalı Kız, Heidi, Fareli Köyün kavalcısı derken bugünlerde de cilt cilt Harry Potter okuttuğumuz çocuklar öğrenmeliydi bu güzel destanı.

Bu konuda bir eğitimci ve çocuk edebiyatçısı olarak üzerime düşeni yapmalıydım ama nasıl? Bu soruyu beynime yerleştirdim ve bir cevap aramaya başladım. Bir gün, beynimde bir şimşek çaktı. Cevap bulunmuştu; destanı çocuk romanı şeklinde yeniden yazacaktım.

Yazmaya başladım ve bir süre sonra da bitirdim. Destanın konusuna sadık kalarak, kendimce bir roman şeklinde kurgulamaya çalışmıştım. Ancak benim açımdan yapılması gereken bir iş daha vardı; Altın Arığ’ın yazarına ulaşmak ve destanın çocuklar için yazılmış şeklini ona göstermekti. Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN hocam yardımcı olunca, eserimi Prof. Dr. Fatma Özkan hoca hanıma gönderdim.

Sağ olsun hoca hanım da hatırımı kırmamış, çalışmamla ilgilenmişti. Kusurlarımı ve eksiklerimi işaret ederek gönderdi. Heyecanla baktım; öyle büyük eksiğim ve kusurum yoktu yani geçer not almıştım. İstenen düzeltmeleri hemen yaptım.

Hakas Türklerinin Altın Arığ destanı, “Kayadan Doğan Kız” adıyla, bir destan roman şeklinde, baskıya hazırdı artık…

Sonraki aylarda Türkiye Türkçesine aktarılmış diğer Türk destanları ile de tanıştım. Onları da çocuklarımız için destan roman şeklinde yazdım. O çalışmalarımla; Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsünde Prof. Fikret Türkmen yönetiminde sürdürülen “Türk Dünyası Destanlarının Tespiti, Türkiye Türkçesine Aktarılması ve Yayımlanması Projesi” içinde yer aldım. Enstitüden bana ulaştırılan destanlarımızı, çocuklarımız için, destan roman tarzında yazdım, yazdım…

Sayısı (22) cilt kitaba ulaşan Destan Romanlar Serisi böylece ortaya çıkmış oldu.

Akademisyen dostlarımdan bazıları;

-Bu güne kadar bu tarzda tek tük çalışmalar yapıldı ancak sizin yapmış olduğunuz çalışma Türkiye’de ilk… diyorlar.

Bazıları da;

-Türk destanlarının çocuklarımız için böyle set hâlinde romanlaştırılması Türk dünyasında ilk defa yapılıyor, diye konuşuyorlar.

İnsanın milletine hizmet etmesi ne güzel! Türk milletine kalemimle hizmet etmenin heyecanı ile destan romanların sayısını artırmak için hâlâ çalışıyorum.
 
(İlköğretim Okulu 4.5.6. sınıf öğrencileri için yazdığım destan romanların ilk baskıları, 12 cilt ve 16 cilt olarak Hikmet Neşriyat tarafından yapıldı. 22 cilde ulaşan son baskısını, IQ Yayıncılıktan temin edebilirsiniz.)

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile