CEVİZ AĞACINDAKİ SALINCAK

Kitaplarıma ad verme konusunda yazarken, “Almanya Burukluğu” adlı kitabımdan da bahsetmem gerekir.

1980’li yıllardı. Almanya’daki arkadaşlarım oralardaki işçilerimizin okumaları için dergi neşrediyorlardı. Derginin, “Ayyıldız” adında, çocuklara hitap eden bir de eki vardı. Benden mektupla, Ayyıldız için kısa hikâyeler istediler.

Neler yazmam gerektiğini düşündüm. Öğrencilerim arasında, anne ve babası yurt dışında işçi olup da onların hasretini çeken, nine ve dedesinin yanında kalan çocuklar vardı. Onları konu etmeye karar verdim. Yazdım, gönderdim, sekiz hikâyem Ayyıldız’da yer aldı.

Bu hikâyeler ve çocuklar için yazdığım diğerleri, Millî Eğitim Bakanlığı yayınları arasında, “Almanya Burukluğu” adı altında yayınlandı ve üç baskı yaptı.

Zaman içinde Fransa’ya gitmek ve orada bir buçuk ay kalmak nasip oldu. Bu kez, gurbetteki çocuklarımızın durumunu gözlemleme fırsatını bulmuş oluyordum. Onları konu edinen yedi hikâye daha yazdım.

Artık, Avrupa’daki işçilerimizin çocuklarını konu edinen hikâyelerimin ayrı bir kitap şekline getirilme zamanı gelmişti. “Almanya Burukluğu”ndakilerle yeni yazdıklarımı birleştirdim.

Ana ve babası Avrupa’da olup da kendileri Türkiye’de kalan Türk çocuklarını anlatan hikâyeleri bir bölümde topladım. Bu bölüme, “Madalyonun Bir Yüzü” adını verdim.

Avrupa’da baba ve anaları ile birlikte yaşayanların hikâyelerini ikinci bölüme yerleştirdim. Bu bölüme de, “Madalyonun Diğer Yüzü” adını verdim.

Sıra kitaba ad vermeye gelmişti. Adını değiştirecek ve yeni bir ad koyacaktım. “Almanya Burukluğu” bir çocuk kitabı için çekici bir ad değildi. Kitapta yer alan hikâyelerden birinin adını kitaba verdim: “Ceviz Ağacındaki Salıncak”.

“Almanya Burukluğu” da, iç kapakta, parantez içinde, kitabın ikinci adı olarak kaldı.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile