BİR TEKERLEME

“Mete’nin Dünyası” seti içinde, “Mete’nin Tekerlemeleri” adlı bir kitap yazmıştım. İlköğretim okulu birinci sınıf öğrencileri için yazdığım bu kitaptaki ürünler anonim değildi, hepsi telif eserlerdi. Böylece, çocuk edebiyatımıza tam on bir tekerleme ve sayışmaca kazandırmıştım. Ancak 14 sayfa olarak hazırlanan kitapta, sayfaların tam doldurulabilmesi için bir tekerleme daha yazmam gerekiyordu.

Öyle kolay söylenişine bakarak “tekerleme, sayışmaca” deyip geçmeyin. Beş-altı mısralık bir tekerlemeyi yazmak, bir hikâye hatta hacimli bir roman yazmakla eşdeğerdir.

Evet, bir tane daha tekerleme gerekiyordu, yazmalıydım, mutlaka yazmalıydım fakat “Yazmam gerekiyor!” demekle iş bitmiyordu. İlham gelmeliydi ve yazılan da her bakımdan “gerçek bir” tekerleme olmalıydı. Böylece kitabımda yer alacak tekerlemelerin hepsi telif, yani hepsi benim ürünüm olacaktı.

İlham gelmiyordu, yazamıyordum, olmuyor, olmuyordu… Kitap da baskıya girecekti. İlham gelmeyince çaresiz, anonim olanlardan birini koyacaktım. Canım hiç istemesem de leylekle ilgili bir tekerlemeyi, altına “anonim” notunu koyarak o dosyaya ekledim.

Setteki diğerleri ile birlikte “Mete’nin Tekerlemeleri” kitabının 1. ve 2. baskıları, 1980’li yıllarda yapıldı. Yıllar geçmiş olmasına rağmen, o tek tekerlemeyi bir türlü yazamamıştım. Hepsi telif olan tekerlemeler arasında anonim hikâye sırıtıyordu. Ben bu durumu bir türlü kabullenemiyordum. Kitabın üçüncü baskısının yapıldığı 2003 yılında da –yenisi yazılmadığı için- anonim leylek tekerlemesi kitapta yerini yine aldı.

2005 yılının ilk aylarını yaşıyorduk. Ben hâlâ o tekerlemeyi nasıl yazacağımı düşünüyordum. Torunum Eren oyuncakları ile oynarken onu seyrediyordum. Çocuğun elinde bir oyuncak tren vardı. Eren’e, “Erencik!” diye seslenirdim. Tren, trencik, Erencik… Eren, Erzurum’da asker olan babasını özlüyor, belli ki içinde oflar çekiyordu. Trenin puf demesi… Erenin of demesi…

Kelimeler beynimde birer birer doğmaya, tekerleme şekillenmeye başlamıştı. Kısa süre sonra, tekerlemem hazırdı. O gün ve daha sonraki zamanlarda torunumla birlikte defalarca söyledik.
 
Eren, Eren, Erencik;
Elinde bir trencik…
Trencik “Puf, puf!” diyor,
Erencik “Of, of!” diyor.
Eren Trene binecek,
Erzurum’a gidecek
Babasını görecek…
 
Arzuladığım tekerleme, tam yirmi yıl sonra ancak yazılabilecek ve kitabın 2008 yılında yapılan dördüncü baskısında anonim hikâyenin bulunduğu sayfada yerini alacaktı.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile