ARAS’IN BENZETMELERİ

ARAS'IN BENZETMELERİ - HASAN KALLİMCİ

2012 yılı Ekim ayı içinde, iki hafta Muğla’da kaldıktan sonra, torunum Hasan Aras’ı da alarak 21 Ekim Pazar günü Denizli’ye dönmüştük. Henüz 23. ayını yaşayan torunum, önümüzdeki Kurban Bayramına kadar iki gün bizimle kalacak, Salı akşamı evimize gelecek olan ana ve babasına kavuşacaktı. Biz bu arada bayram hazırlığı yapacaktık. Kısa süre de olsa Aras, ilk defa ana ve babasından ayrı yaşayacaktı.

Fazla eziyeti olmadı. Pazartesi sabahı uyandığında, “Annem nerede?” diye sordu. “Okula gitti.” cevabını alınca mutfağa yöneldi; acıkmış olmalıydı...

Mutfakta, çay, şeker, kahve ve tuz koyduğumuz kavanozlar vardı. Onları büyükten küçüğe doğru sıralamıştık. İlk üç tanesinin dışına göz ve ağız oymaları yapılarak yüz gözünüşü verilmiş plastikler geçirilmişti. İçine çay, şeker ve kahve doldurulunca ağız ve göz oymaları belirginleşiyordu; tuz kavanozu sade, süslemesizdi.

Aras, bir ara yüz görünüşü verilmiş kavanozları işaret ederek;

-Dede, bak, dedi. Bu baba, bu anne, bu da Aras...

-Peki, hani ablan, Gökçe nerede? diye sordum.

Tuz kavanozunu göstererek;

-Bu da abla... dedi.

Çocuk; “İlle de anam, babam!” diye eziyet etmiyordu ama onları düşünüyor, özlüyor ve yaptığı benzetmelerle hayal ederek teselli buluyordu demek ki...

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile