KÜÇÜK YAZAR

Bengisu GökçeBengisu GÖKÇE hanım, henüz beş yaşında; Görsel Sanatlar Öğretmeni Adile GÖKÇE ile Edebiyat Öğretmeni İsmail GÖKÇE’nin büyük kızı; aynı zamanda komşum. Bengisu kreşe gidiyor. Bir akşam, annesini ve babasını ve kardeşini de alarak misafirim oldu. Eli boş gelmemiş. Adını koymadığı bir kitapla geldi. Sarıldı, elimi öptü ve kapıdan girer girmez takdim etti.

-Hasan Dede, bu senin.

Kitabı teşekkür ederek aldım. 12 sayfalık, resimli hikaye kitabı idi. Üç tane A4 kağıdını katlamış; resimlemiş, baba ve annesine de resimlerdeki kişilerin konuşmalarını –yine kendi çizdiği- baloncukların içine yazdırmış.

Kitapta her sayfa Bengisu’nun resimleri ile dolu idi. Atatürk’ü anlatmıştı. İlk sayfa olarak kullandığı kapağa Atatürk’ün resmini çizmişti. Arka sayfaya da beni resmetmiş, adımı ve “Hoş gelişler ola”nın altı mısrasını da yazdırmıştı. Bengisu ile resimler üzerinde konuştuk. Düzgün cümlelerle cevaplar verdi. Resimdeki konuşma cümlelerini Bengisu söylemiş, annesi yazmış.

Ben bu arada düşündüm. Çocuk bir kitap hazırlamıştı. Saklanması, büyüdüğünde bir hatıra olarak gösterilmesi gerekiyordu.

-Bu kitabı bana hediye olarak getirdiğiniz için teşekkür ederim ancak bir başka nüshası olmadığı için hatıra olarak sizde saklanması gerekir, dedi.

Anne ve babası güldüler. Babası;

-Evin içi kızımın hazırladığı kitaplarla dolu, dedi. Bu sizde kalacak. Bu kitabı da gelmeden önce on dakikada hazırladı.

-Boş kağıtlar bulunca katlayıp hemen resimliyor, kitap yapıyor, dedi annesi.

Hayret ettim. Beş yaşının içindeki çocuk, resimlerin hakkını da vererek on dakika gibi bir zamanda resimli kitap hazırlayacaktı ve o tarzda pek çok eseri bulunacaktı. Anlaşılıyordu ki Bengisu annesinden resim, babasından da edebi kabiliyetler almıştı. O akşam, “İşte, işlenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir değer.” diye düşündüm. Milli Eğitim Bakanlığı’nın –yanlış anlaşılmasın- özürlülere verdiği değer kadar üstün kabiliyetli çocuklarımızla ilgili yatırımı yoktu. Denizli’de ilköğretim çağındaki çocukların alındığı bir okulcuk var; oraya da çocuklar gün boyu kendi okullarında öğretim görüp yorulduktan sonra gidiyorlar; yani ek / ilave bir okul. Okul öncesi dehalarla ilgilenecek müstakil bir okul görmedim, duymadım...

Bengisu GÖKÇE’yi o akşam teşekkürlerle ve birinci sınıflarla ilgili kitaplarımdan beş tane hediye ederek uğurladım. Tekrar tekrar sarılarak ve yanağıma öpücükler kondurarak gitti. Arkasından;

-Bahtın açık olsun Bengisu kızım; inşallah kabiliyetlerin doğrultusunda yetişir ve değerlendirilirsin, diye dua ettim.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile