YAZARI MİSAFİR ETMEK

1970’li yılların sonları. Düşünme Odası adlı tiyatro oyunum Töre-Devlet Yayınevi tarafından kitaplaştırılmıştı. Hemşerim Hasan Ali AYDOĞMUŞ, Manisa’nın bir ilçesinde öğretmendir. Düşünme Odası’nı temsil etmeye karar verirler. Roller, öğrencilere dağıtılır; çalışmalar yapılır. Sıra eserin sahnelenmesine gelmiştir.

Bir ara eserin yazarının da davet edilmesi gündeme gelir. Bu konuda herkes aynı görüştedir amma yazarın nasıl misafir edileceği konusunda tereddütler yaşanır. Yaşadıkları yerde, yazara uygun lokanta, otel olmadığı görüşüne varırlar. Hasan Ali AYDOĞMUŞ karşı çıkar:

-Ben Hasan KALLİMCİ’yi yakından tanıyorum. Benim arkadaşım. Öyle seçkin lokanta, otel odası aramaz. Evini, yaşayışını biliyorum. Bir fakir çocuğudur, ilkokul öğretmenidir. Bir tabak çorbaya bereket der, bir sedirde yatar…

Bu sözler, diğer öğretmenleri ikna etmeye yetmez. Çok istemelerine rağmen, mahcup olmamak için yazarı davet etmeme kararı alırlar. Ders yılı sonunda oyun sahnelenir.

Ben bu durumu o ders yılı sonrasında, arkadaşımdan öğrendim. Hasan Ali bey, anlatırken hâlâ beni davet ettirememenin üzüntüsünü yaşıyordu.

-Ne dedimse dinlemediler. Kendi oyununu seyretmeni ve seni tanımalarını çok isterdim, diyordu.

Gıyabımda yaşanan bu hatıra ne zaman aklıma gelse dudaklarımda buruk bir tebessüm tomurcuklanır.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile