YAZARIN TANINMASI

(Merhum) Tahir Kutsi MAKAL, bir araştırmacı yazardı, şairdi, gazeteciydi, romancıydı, Denizlili idi ve İstanbul’da yaşıyordu. Halk Eğitimi Müdür Yardımcısı olarak çalıştığım 1990’lı yılların başlarında onu edebiyat sohbeti yapması için Denizli’ye davet ettim, kırmadı, geldi. İki gün boyunca şehir merkezindeki liselerden bazılarına götürdüm. Oralarda öğrencilere karşı konuştu, onların sorularını cevapladı.

İlk defa Denizli Lisesine uğramıştık. Tahir Kutsi bey, sohbetini kütüphanede yapıyordu. Yazarın ilk cümlesi şu oldu:

-İçinizde beni tanıyan var mı?

Bir kişi parmak kaldırdı. Bu bir kız idi.

-Ben tanıyorum. Aynı köydeniz.

Kız, Tahir Kutsi beyin doğduğu Acıpayam’ın Oğuz köyündendi. Şiir, roman, araştırma dallarında eserler vermiş bir sanatçının kendi memleketinde tanınmamasının veya memleketinin yazarına ilgisizliğinin belgesiydi bu konuşma…

Tahir Kutsi MAKAL, Denizli’de bulunmaktan ve hemşerileri ile birlikte olmaktan memnun kalmıştı. “Beni bir daha davet et Hasan!” demişti o günlerde. Ben de çok istiyordum amma ömrü yetmedi üstadımızın, kısa süre sonra vefat etti.

Buraya, Tahir Kutsi bey ile ilgili bir konuşmamızı da almak istiyorum. Baş başa bulunduğumuz bir anda bana şöyle sormuştu:

-Hasan, sen de bir yazarsın. Yazarlardan pek çoğu eserleri üzerinde çalışırken içerler. Sen ne içiyorsun?
Benim öyle bir alışkanlığım yoktu. Ona Denizli ağzında yaşayan bir kelimeyi kullanarak cevap verdiğimi hatırlıyorum:

-Ben içki içmem. Yazarken kurumsarsam (canım su veya sulu bir şeyler istediğinde) su içerim.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile