SEVGİ

Çocuklara şöyle bir baktım. İlgileri hâlâ canlı idi. Bir konuda daha çalıp söylesem dinleyeceklerdi.

-Yavrularım, dedim. Gönül ile ilgili bu sohbetten sonra sevgi üzerine çalıp söylesek olur mu? Ne dersiniz?

“Dinleriz!” diye bağrıştılar. Ben de sazımın akordunu yeniden düzenledikten sonra sordum.

-Çocuklar! Biz neleri sevmeliyiz?

Bu onlar için kolay bir soruydu. Çünkü onların minik kalpleri sevgi doluydu. Kimi parmak kaldırıp söz isteyerek, kimi de yerinden hemen cevap verdi.

-Annemizi seviyoruz.

-Yurdumuzu, toprağımızı seviyoruz.

-Bayrağımızı seviyoruz. dediler. Akıllarına ne geliyorsa söylediler.

-Evet, hepiniz doğru söylüyorsunuz. Söylediklerinizin hepsini sevmeliyiz. İsterseniz ben onları derleyip toplayayım ve sazımın eşliğinde söyleyeyim, dedi. Mızrabı tellere vurdum.
 
Gönlümüz sevgiyle dolsun çocuklar,
Soyumuzu, atamızı sevelim.
Bizlere kol kanat gerenler onlar
Anamızı babamızı sevelim.
 
Ne büyük nimettir bir kaşık yemek;
Bir tabak pilavla bir dilim ekmek!
Mümkün müdür yumurtayı sevmemek?
Yufkamızı, çorbamızı sevelim.
 
Onlar bizim sevinç ile yasımız;
Onlar ile diler gelir sazımız,
Neşelenir, oynar oğlan-kızımız…
Türkümüzü, şarkımızı sevelim.
 
Dar gününde yardımına koşarız,
Birlikte eğleniriz, coşarız.
Biz onlarla hep iç içe yaşarız;
Konumuzu komşumuzu sevelim.
 
Onlar bu toprağın bekçisi, süsü;
Onlar bu toprağın yeşil örtüsü.
“Yeşil Türkiye’dir” Türk’ün ülküsü,
Meşemizi, çamımızı sevelim.
 
Onlar çalınırken mümkün mü durmak?
Oynamak arzusu gelir, oynamak!
Onlarla neşeli, düğün ve dernek,
Davul ile zurnamızı sevelim.
 
Sınırlarda gece gündüz durdular,
Düşmanlara korkusuzca vurdular.
Vatan için kan döküp can verdiler,
Şehitleri, gazimizi sevelim.
 
Vatan değerini gurbetçi anlar,
Bülbül kafesinde, “Vatan!” der, inler.
Oğuzsoylu der ki çocuklar, canlar,
Yurdumuzu, obamızı sevelim.
 
Çalıp söylemeyi durdurdum.

-Bu kadarı yeter çocuklar, dedim. Sözü daha fazla uzatmaya, sayıp dökmeye gerek yok. Neleri seveceğimizi anlamış olmalısınız.

-Anladık, dediler bir ağızdan.

Sevgi konusunda daha söyleyeceklerim vardı. Bu defa Köroğlu makamından çalmaya başladım. Sözüm de o makama uydu:
 
Sevgi her insana en iyi ilaç,
Gönüller dolusu içilmelidir.
Çocuğa yaşlıya, kadına kıza
Herkese tavsiye edilmelidir.
 
Sevgi bu dünyanın tadı ve tuzu,
Sevgi ile meler koyunla kuzu.
Sevgisizlik bozar huzurumuzu,
Sevgi köprüsünden geçilmelidir.
 
Yemek gibi, ekmek gibi, su gibi
Sevgi tüm insanlar için gerekli.
Sevgidir besleyen, büyüten bizi;
Dünyaya sevgiyle bakılmalıdır.
 
Sevgi ile zorlukları aşarız,
Başarıdan başarıya koşarız,
Hayattan zevk alarak yaşarız;
Her iş sevgi ile yapılmalıdır.
 
Oğuzsoylu gönlün sevgiyle dolu;
Sevgi ile geçtin bu çetin yolu;
Hem sazın hem sözün sevgiyle dolu.
“Sevgiyle hoşça kal!” denilmelidir.
 
Sazı, torbasına koyduktan sonra yanımdaki ağacın gövdesine dayadım.

-Şimdilik bu kadar yeter çocuklarım, dedim. Haydi biraz daha oynayın. Baharın, kırların, yeşilliğin, güzelliğin tadını çıkarın. Şimdi oynama zamanı.

Sarı saçlı bir oğlan, bana maviş maviş bakarak;

-Oğuz dede, dedi. Ne olur, biraz daha çalıp söyle! Lütfen!

Ona, benden önce yanındaki arkadaşı cevap verdi:

-Son mısrasında “Hoşça kal!” dedi ya, anlamadın mı?

Sarı saçlı oğlan şöyle bir düşündükten sonra, “Haa!” deyip kalktı. Çocuklar da gülüşerek kalktılar.

PAYLAŞMAK İÇİN:

Paylaş - Facebook Paylaş - Twitter

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile